2003 yılından bu yana Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde yöneticilik yaparken, işimin en hareketli, en yorucu ve aynı zamanda en öğretici kısmının hep “insan” olduğunu gördüm. Kararların merkezinde tablolar, hedefler ve süreçler vardı; fakat gerçek değişimi belirleyen her zaman insanların içsel dinamikleriydi. Bu gerçek, kariyerimin en başından beri beni hem zorladı hem de sürekli düşünmeye itti.
Yıllar içinde fark ettiğim kritik nokta şuydu: İnsanların yaşadığı sorunlar dışarıdan bakıldığında birbirine benzer görünse de, her birinin arkasında tamamen kendine özgü bir hikâye, bir düşünce düzeni ve çoğu zaman dile getirilmeyen bir ihtiyaç vardı. Bu nedenle, yöneticilik deneyimim boyunca karşılaştığım zorlukların kalıcı çözümlere ulaşmamasının sebebi çoğu zaman “doğru soruların eksikliği” idi.
Profesyonel koçluk yolculuğuna adım atmam tam da bu nedenle yalnızca bir tercih değil, zaman içinde kendiliğinden şekillenen doğal bir yönelim oldu. Çünkü insanlara fayda sağlama isteği, çocukluğumdan beri taşıdığım ve görmezden geldikçe daha da belirginleşen bir iç çağrıydı. Bu çağrıyı yöneticilik rolümün sınırları içinde tutmaya çalıştıkça, beni daha derine ve daha öze doğru davet ettiğini fark ettim.
Bugün profesyonel koçluk yapmamın temel nedeni, insanların kendi sorularını bulabilmelerine, kendi yollarını görebilmelerine alan açmak. Elbette bunun iddialı bir süreç olduğu açık; herkes için işe yarayan tek bir yaklaşım yok. Hayat kıvrımlarını herkese aynı yerden göstermez. Bu yüzden koçluk, bir “çözüm sunma” işi değil; tam tersine, çözümü müşterinin kendi içinde duymasına yardımcı olabilme sorumluluğu.
Bu doğrultuda, deneyimlerimin sağladığı bütün birikimi, insanın düşünce ve duygu dünyasına duyduğum merakla birleştirerek çalışıyorum. Amacım, kimsenin hikâyesini romantize etmek ya da kolaylaştırılmış cevaplar sunmak değil; doğru soruların gücüyle kişinin kendine daha dürüst, daha cesur ve daha net bakabilmesine katkı sağlamak.
Eğer sen de hayatının bir dönemecinde “Neden böyle oluyor?” sorusunu kendine sıkça soruyorsan, belki de bir sonraki soruyu birlikte keşfetme zamanı gelmiştir.